Düzenli hale getirmeyi çok arzuladığım fakat hayata geçiremediğim film tavsiyesi şölenimde bu hafta birbirinden iyi 3 film tavsiyesi vereceğim. Bu sefer tema “ öteki filmler 

Gomorra

Öncelikle dünyaya kirli bir pencereden bakmaktan keyif aldığımı belirtmeliyim. Bize sunulan dünyanın dışında bir dünya olduğunu çoğumuz bilsek bile çaktırmıyoruz, görmezden gelmek en büyük toplumsal sorunlarımızdan biri. Toplumun aksine “Ötekiler” bana her zaman daha çekici gelmiştir.  Gazetecilik anlamında Amerikan menşeili Vice kafamdaki şeyi çok iyi beceriyor, ilgisi olanlar mutlaka takip etsin. Konu daha fazla dağılmadan bu hafta dünyanın en büyük mafyası Camarro’nun, sıra dışı öyküsünü beş farklı karakter üzerinden anlatan Gomorra efsanesinden bahsedeceğim. Konu olarak çok zengin bir kaynak sunan İtalyan Mafyası, bu sefer kült mafya filmlerindeki klişelerin aksine bizi gerçek yaşantılarına konu ediyor. Öyle ki filmin başında solaryumdan çıkan “abi”ler ile karşılaşıyoruz. Türkiye’de bizimde botokslu bir “abi”miz olduğunu düşünürsek makul zeminlerde ilerleyebiliriz. Gomorra ustaca kurgulanmış olay örgüsü ve bitmeyen aksiyonu ile kış ayınıza talip olmaya geliyor. imdb

Brutti, sporchi e cattivi

“Tuhaf mizah, modern çağın problemlerini ifade etmenin asil ve trajik bir yoludur.” (E. Scola)

Hazır İtalyan sinemasına girmişken kıyıda köşede kalmış adını benim dışımda kimsenin  pek zikretmeyeceği  bir film ile devam edeyim. 1976 yapımı Brutti, sporchi e cattivi (Ugly, Dirty and Bad) yani Kirli Çirkin ve Kötü sizi İtalya’nın, günü kurtarma telaşındaki gettolarına götürüyor. Avrupa sinemasında izlediğim en cüretkar ve sıra dışı film olabilir. İzledikten sonra Shameless’in atasını keşfetmişsiniz hissine kapılırsanız yalnız olmadığınızı belirtmeliyim. İsminin hakkını verircesine bütün kavramları derinlemesine inceleyen filmin en güzel yanı sorgulamaya itmesi. İnsanın yeryüzüne geldikten sonra verdiği hayat mücadelesinin bütün evrelerini sert, komik ve rahatsız edici bir şekilde işlemeyi başarmış. Sinema literatürünüze kesinlikle eklemenizi öneririm. imdb

Kara Kentin Çocukları

Serimize Akdeniz kıyılarının incisi canım ülkem ile devam ediyoruz. Sırada yine adı sanı duyulmamış sanıyorum ki oynayan aktörlerin bile dışladığı benim ise tam olarak karara varamadığım bir film var! “Kara Kentin Çocukları” Beyoğlu’nun cevval savunucusu olduğumdan mıdır yoksa film gerçekten çok mu iyi seneler geçse dahi kararsızlığım sürüyor. Zamanında ufak bir araştırma sonucu yönetmeninin başarısız pr ile sonuçlanan galada (büyü) sinema yakan Orhan Oğuz olduğunu öğrenmiştim. Keşke işlerine devam etseymiş, kapitalizm bir kalemizi daha yakmış ne diyebilirim ki. Film adından da anlaşılacağı gibi anarşiküfür ve cinsellik ögelerini sonuna kadar işliyor, bu arada ilk adının “Kara Kentin Piçleri” olduğu rivayeti dönüyor. Geçen filmde olduğu gibi bu filmde de biraz Mr. Robot’luk sezmedim değil, toplumun geneline güzel hicivler takıştırıyor. “Yeraltı Özgür TV” keşfedilmeyi bekliyor. Şimdilik elveda sevgili okur. Kültür sanat yazılarıma gösterdiğin ilgi gözümü dolduruyor, teşekkürler. Beyazperde

Ps. Yazdıktan sonra film ile alakalı bir göz gezdireyim dedim neler yazılıp çizilmiş diye… Birde ne göreyim? Senaryo danışmanlığını Metin Kaçan yapmış. Muhite hakim ve o tarafların abisi olarak boşuna sevdirmemiş kendini bize.

Yorum yazın