Yazıya: “Yeni medya ve Gazetecilik ne demek?” gibi bir açıklama ile başlamayacağım. Aşağıda işleyeceğim üzere sınır çizmenin çağa uygun olmadığı görüşündeyim. Ayrıca yine çağımızın, klişelere sıkışarak yapılan üretimi reddettiğini düşünüyorum. Yazının öznesi de tam olarak budur.

Ben İstanbul Üniversitesi’nde, Gazetecilik eğitimi süren fakat artık bitirmeyi çokta düşünmeyen hayalleri çalınmış bir gencim. Neden? Gazetecilik, çocukluğumdan beri en büyük hayalimdi, hayalimin peşinden koşmayı uzun zaman sürdürdüm. Üniversitede ilgili bölümü kazandım, ilk senenin yazında stajyer olarak NTV’ye girdim, rüya gibi! Stajın başladığı zamanlar ise Gezi’nin ilk yazıydı. Başladığımız gün bizi bir salona topladılar, ilk cümle: “Bütün sosyal medya hesaplarınızı takip ediyoruz, bizi zorda bırakacak bir şey yaparsanız bla bla…” O dönem NTV Radyo’da haber editörlüğü yaptım. Elbette servise verilen haberlerin inanılmaz bir filtreden geçtiğine şahit oldum. Kötü ve ümitsiz bir deneyim olmuştu benim için. Evet insan kendini geliştirmeli ve kaderini çizmeli ama gelecekte İstanbul Üniversitesi’nden kaç kişi gerçekten iyi haberci olacak bu da merak ettiğim başka bir soru.

Bu kadar veryansın yeter. Gelelim beni umutlandıran habercilik anlayışının örneklerine.

Cüneyt Özdemir

En sevdiğim ve en samimi bulduğum habercilik örneği ile başlayalım. Hatta bu yazıyı, yazma “ilhamı”nı Cüneyt Özdemir’e borçluyum. Geçenlerde “İstanbul’da neden ölmeliyiz?” adında bir video paylaştı. Öncesinde her zamanki gibi sokakta kamerasını açtı ve başladı dünya ve ülkemiz gündeminden havadisleri duyurmaya. Yolculuk Karaköy iskelesine geldiğinde, Bahçeşehir Üniversitesi‘ne ait olan ve shuttle olarak kullanılan tekneyi gördü. Rica ederek tekneye bindi ve sunumuna buradan devam etti. Teknede yeni medya okuyan birkaç öğrenciye de denk geldi. Onlar için harika deneyim olduğu şüphesiz.

Cüneyt Özdemir’e dair en sevdiğim şeye gelirsek: Dar bir siyasi kalıba sıkışıp orada “gazetecilik” yapmıyor. Acı gözlemim: Türkiye’de gazetecilerin neredeyse %90’ı dar bir koridorda sabahtan akşama dünün aynısını üretiyor. Daha acısı insanlara kin ve nefret tohumları ekmekten başka bir katkıları yok. Muhtemelen amaçlarında başarılı olurlarsa yeni bir tahakkümün sözcüsü olmaktan öte gidemeyecekler. Ben bir birey olarak taraf olmak ve yönlendirilmek arzusunda değilim. Sadece bilgi almak hürriyetimi kullanmak istiyorum. Cüneyt Özdemir öyle mi? Lafını sokar, kahkahasını atar kenara çekilir. Dijitalleşmeyi ve çağı gerçekten en net anlayan gazetecilerden biri olduğunu düşündüğüm için listenin başını kesinlikle hakettiğini düşünüyorum. Cüneyt Özdemir’i takip edebileceğiniz kanallar:

Cüneyt Özdemir Youtube kanalı

Cüneyt Özdemir 5N1K Youtube kanalı

Cüneyt Özdemir Twitter

Destek olabileceğiniz Patreon kanalınada buradan ulaşabilirsiniz.

140Journos

Gezi Parkı gösterileri başlamadan hemen öncesiydi. Parkta, “Gezi Parkı Bizim” adı altında bir dizi etkinlikler düzenleniyordu. Bu süreçte Twitter üzerinden tanıdım 140Journos’u. İşlerin karıştığı dönem en iyi fotoğrafları 140Journos bünyesinde bulunan sanatçılar çıkarttı. Sonrasında güzel bir video (hiçbir yerde bulamadım.) ile dönemi taçlandırdılar. Soma faciası döneminde Çarşı ile Soma’ya gidenlerden biri olarak, bölgedeyken telefon üzerinden gördüklerimi anlattım (Soundcloud üzerinde yayınlamışlardı, fakat silmişler.) bu şekilde içeriklerine katkıda bulunma şansım da olmuştu. Uzun süren sessizliklerinin ardından 2018’de iyi ve özgün içeriklerini arttırdılar.

İlk zamanlarında “vatandaş haberciliği” misyonu ile başlayan gazetecilik serüvenleri biraz evrilerek belgeselciliğe döndü. Çünkü Türkiye’de, Gezi’den sonra anne ve babalarımızın apolitik olmasını sağlayan 12 Eylül Darbesi benzeri bir balyozla toplumun üzerine vuruldu. Haliyle kalmayan toplumsal hareket ve sindirilen halk köşesine çekilerek sessiz kalmayı seçti. “Vatandaş haberciliği” ise evrilerek belgesellerin seyrini belirlemeye gitti. Umarım 2019’da içerik arttırarak, daha hızlı büyürler. Ayrıca oturduğum yerden konuşması kolay biliyorum ama biraz sonra örneğini vereceğim “Vice” kadar cesur adımlarda bekliyorum! 140Journos’u takip edebileceğiniz kanallar:

140Journos web sitesi

140Journos Youtube kanalı

140Journos Twitter

Teyit

Herkesin bir süper gücü vardır. Benim süper gücüm, internette gördüğüm şeyin doğru olup olmadığını veya altında yatan sebepleri ve amacını anlayabilmek. Teyit’i, ilk duyduğumda çok anlamsız gelmişti “ne alaka” demiştim. Bir seçimde miting alanında kaç kişi var falan gibi abuk bir hesap ile Twitter’da önüme düşmüştü. Dalga geçmiştim. O gün, “kapitalizme bak herkes bir yerden tutturuyor.” gibi çirkin bir düşünce de hasıl olmuştu. Fakat sonrasında telefonların yaygınlaşmasıyla internet küreselleşti. Bir anda internet, teknolojiyle geç tanışan ve her türlü yönlendirmeye açık manipüle edilmek için hazır insanlarla doldu taştı.

Teyit, gelecekte yazılacak tarih kitaplarını düzeltebilecek kadar etki alanını genişletir mi kestirmek zor. Umarım, daha hızlı ve adil bir şekilde yoluna devam eder. Ayrıca yeni medya ve gazetecilik alanında önemli araştırmalar ve içerikler oluşturarak bu konuda ki okur yazarlığın artmasına da katkıda bulunuyorlar. Youtube kanallarında sanırım yakın zamanda hareketlenme olacak, takip etmekte fayda var.

Teyit internet sitesi

Teyit Youtube kanalı

Teyit Twitter

Ayrıca bir girişim olarak Teyit’in hikayesi ve herkesin merak ettiği soruların cevaplandığı bir podcast:

Mekanda Adalet Derneği

Konu yeni medya ve gazetecilik olunca sınırlarda geniş oluyor. Hatta diğer örneklerden göreceğiniz üzere sınır kalmıyor. O yüzden yaşadığımız şehirler üzerinden araştırmalar yaparak, içerikler ortaya çıkartan MAD’i bu listeye eklemek istedim. Cüneyt Özdemir’in tanımı ile Mekanda Adalet Derneği: “Daha adil, daha demokratik ekolojik kent ve kırsal mekanlarda yaşama hedefiyle, disiplinler arası çalışmalar gerçekleştiriyor.” Yakın zamanda ofislerine uğrayıp, onlar için bir şeyler yapmak isteğim üzerine yakın ilişkiler kurma fırsatı da bulmuştum. MAD’i, uzun zaman önce internetten keşfetmiştim, yayınları oldukça ilgimi çekmişti.

Esasında çok fazla şey yapıyorlar, burada anlatmaya kalkarsam yazı oldukça uzayacak o yüzden misyonlarını ve ne kadar önemli işler yaptıklarını şuradan takip edebilirsiniz. Mekan üzerine araştırma yapan gazetecisinden, aktivistine, öğrencisinden, mimarına herkesin işine yarayacak kaynakları ve çalışmaları olduğunu belirtmeliyim. Aynı zamanda çok sık olmasa da Youtube üzerinden özgün video içerikler çıkartıyorlar. Mekanda Adalet Derneği’ni takip edebileceğiniz kanallar:

Mekanda Adalet Derneği web sitesi

Mekanda Adalet Derneği Youtube kanalı

Mekanda Adalet Derneği Twitter

Şokopop

Evet, magazinde bir habercilik tarzıdır. Şokopop ile çok geç tanıştım fakat harika bir üslup, akıcı bir anlatım ve müthiş bir araştırmacılık örneği ile tam olarak internet kullanıcısının deneyimine hitap ediyor. Gözlemlediğim kadarıyla bunun mükafatını da alıyor, yakın zamanda 140Journos ile bir iş birliği içerisine girdiğini gördüm. Tam olarak nasıl bir birlikteliğe gideceklerini anlamasam da oldukça sevindirici bir gelişme.

Bu kanalın aynı zamanda tarihsel bir misyonu da var:Eski Türkiye” de magazin hafta sonlarının yıldızıydı. Arkadaş sohbetlerinde bu konuyu deşiyorum ve çevrem: Magazin gündeminin artık pek bir keyfi kalmadığı kanısında. Instagram sayesinde ufakta olsa yaşam belirtisi gösterdiği bilgisini alıyorum. Fakat burada dikkat çekmek istediğim bir şey var. Aslında Şokopop’un bize hatırlattığı bir şey bu: Türkiye bir “old laik days” serüveninden gerçekten geçmiş gözüküyor. Yakın geçmişimizde şu an yapılmasına imkan tanımayacağımız şeyler olmuş. Açıkçası ben de bunları hatırlamayanlar kervanındanım. Yılbaşı ile alakalı bölümünü buradan izleyerek ne demek istediğimi tam olarak anlayabileceksiniz.

Hafızamızı tazelememize yardımcı olması ve kaliteli araştırmaları müsebbibiyle listemize dahil olan Şokopop’a, herkes adına teşekkür ediyorum. Şokopop’u takip edebileceğiniz kanallar:

Şokopop Youtube Kanalı

Şokopop Instagram

Bant Mag

Bant Mag, esasında kültür sanat alanında faaliyet gösteren bir dergi. İnternet siteleri üzerinden anlık olarak yerel ve global bir haber akışı sunuyor. İşini de kusursuz olarak icra ediyorlar. Kendilerini, 2014’den beri severek takip ediyorum. Bant Mag’in, bu listeye girmesinde önemli rol oynayan ise yeniden aktif olarak içerik üretmeye başladıkları ve sinema filmlerini değerlendikleri: “Bant Mag Sinema Programı”. Kendilerine özgü üslupları ve entelektüel derinlikleriyle sinema çöplüğünü acımasız bir şekilde hedef alıyorlar. Toplum olarak söyleyeceklerini bu kadar açık konuşan kişi ve kurumlara oldukça açız. Bant Mag Sinema Programı, bu açlığı önemli ölçüde giderecektir. Bunun dışında gazeteciler ve çizerlerle söyleşiler düzenliyorlar. Etkinliklere katılamasanız bile Youtube kanalları üzerinden izleme ve dinleme fırsatı bulabilirsiniz. Bant Mag’i takip edebileceğiniz kanallar:

Bant Mag internet sitesi

Bant Mag Youtube kanalı

Bant Mag Twitter

Socrates Dergi

Açıkçası çok takip etmesemde biliyorum ki: Socrates, spor alanında özgün ve kaliteli içerikler ortaya çıkartıyor. Sporu sadece futboldan ibaret görmeyen ve hatta ağırlıklı olarak diğer sporlara yer veren, tabana yayılmış popülizmi dışlayan bir duruşa sahip. Yanlış hatırlamıyorsam, NTV‘de olduğum dönemlerde benden az önce yayın hayatına başlamışlardı. Yine yanlış hatırlamıyorsam sonrasında bir dönem bağımsız olarak denemelerde bulunmuş ve ardından Can Yayınları‘nın bünyesine girmişlerdi. Her yayın bu kadar şanslı değil ne yazıkki. Aynı hengameye girip, o kadar şanslı olmayan NTV Tarih Dergisi‘ni anımsadım.

Başlangıçta da belirttiğim gibi, spor ilgili olmama rağmen içerik olarak tüketmeyi tercih ettiğim bir kategori değil. Spor alanında özgün içeriğe olan açlıklarını bastırmış herkesin, severek takip edeceğini düşünüyorum.

Socrates Dergi web sitesi

Socrates Dergi Youtube kanalı

Socrates Dergi Instagram

BONUS: VICE

Yerli kaynaklar benim nezdimde bu kadarla sınırlı. Şimdi en sevdiğim örneklerden VICE’a geldik. Bu yazıyı yazdığım gün itibariyle 10 ülkede (Amerika, Fransa, İtalya, Yunanistan, Romanya, İspanya, Hollanda, Kolombiya, Kanada ve Avustralya) operasyonlar yürütecek kadar işleri büyüttüler. Bunun dışında: Vice News, Viceland, Broadly., Free, Garage, i-D, Amuse, Motherboard, Munchies, noisey, Tonic, Vice Impact, Vice Sport, Waypoint gibi her biri ayrı kategorilerde haber içeriği ve belgesel üreten, farklı hedef kitlelere yönelik kanallar ile çıtayı oldukça yukarılara taşıdılar. Sürekli artan kalite ise ne kadar iyi işler yaptıklarının bir göstergesi. Bu alt kanal ve ülkelerin her birinin bağımsız olarak sürekli haber girdiğini, video içerik ürettiğini ve çok iyi mailing yaptıklarını da eklemeliyim.

Burada konuyu değiştirerek ufak bir eleştiri yapmak istiyorum. Bunun için tarayıcınızdan yerli haber sitelerine şöyle hızlıca bir göz gezdirmenizi istiyorum. Aslında bu söyleyeceklerim için bakmanıza gerek bile yok. Hepsi ajanslardan gelen haberler, başlıklar ve resimler değişik. Hiçbir nitelik taşımıyorlar. Fakat bu günlerde: Haber içeriklerinin artık abonelikle olmasını, maliyetleri taşıyamadıklarını dillendiriyorlar. Yorumu size bırakıyorum. Benim yorumum “gerçekten çürümüş bir sistemin içerisindeyiz” olacaktır.

Konumuza geri dönelim. Vice’ı uzun zamandır takip ediyorum. Gezi döneminde, Türkiye’ye gelerek 2 belgesele imza attılar. Gezi ile alakalı olana buradan, sonrasında gettolara yayılan isyanlar üzerine buradan ve daha da sonra Türkiye’nin, garip günlerden geçtiği bir dönemde doğuda şöyle bir belgesele imza attılar. Ayrıca gördüğümde çok şaşırdığım alt kanallarından Broadly’nin, Adnan Oktar cemaati belgeseli. Suriye’de ki savaşın en kızıştığı dönemlerde direkt olarak cepheden en cesur görüntüleri ve savaşın gerçekliğini onlar sayesinde kavradık. Bu övgü furyası sürer gider. Vice, sadece politik olarak değil yukarıda verdiğim alt kanallar ile bir çok zevke ve bilgi açlığına hizmet eden işler yapıyor. Genç kuşağın övgüsünü arkasına alarak yürüdüğünü görebiliyorum. 140Journos’ta böyle bir rüzgâr ile Türkiye’de yürüyebileceğini yürüyor.

Bu serinin gelişimine katkıda bulunmak için aşağıdan yorum gönderebilirsiniz.

Yeni medya/Gazetecilik üzerine takip edebileceğiniz etkinlikler:

Akbank SanatYeni Medya Söyleşileri

6 Comments

    • Mert Sabuncu Reply

      Kadir Has’ın bu alanda etkin olarak çalıştığına denk geliyorum. Onun dışında iyi üniversitelerden, Bahçeşehir’de yeni medya ve gazetecilik bölümü var. Bu iki üniversite dışında çok bir fikrim yok açıkçası

  1. contentistheking Reply

    çok başarılı. devamını sabırsızlıkla bekliyoruz!

    • Mert Sabuncu Reply

      En yakın zamanda devamı gelecek, teşekkürler!

Yorum yazın